Başörtüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başörtüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2011 Perşembe

Başörtüsü Siyasi Bir Simgemidir ?






















Bir bireyin veya bir toplululuğun toplumun bir başka kesimi ile ilgili olarak kesin hatlarla çizilmiş görüşlere sahip olması çoğu zaman bir önyargının eseridir. Einstein derki “ bir ön yargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha zordur ” işte ön yargı böylesine kötü birşeydir.Önyargı insanın tüm duygularını kuşatır , onu objektif düşünmekten alıkoyar.Önyargı insanın kendi içindeki en büyük tabularından biridir.Önyargıların hakim olduğu toplumların barış ve sevgi içinde yaşamamalarıda mümkün değildir.Önyargıların daha çok gelişmemiş ve az gelişmiş toplumlarda olduğu görülür.Eğtim ve refah düzeyi yüksek olan toplumlarda butür bağnazlıklara pek rastlanmaz.

Geçenlerde başörtülü görme engelli bir bayanın koluna başka bir bayan girmiş ve Muhtarlığımıza gelmişlerdi.Gözleri görmeyen birisinin başörtülü olması benim özellikle dikkatimi çekmişti.Maddesel bir dünyada karanlıklar içerisinde yaşayan ışığı farketmeyen bir bayanın taktığı başörtüsünün nasıl bir siyasi simge olabileceğini düşündüm.İnsan inanıyorsa inancının gereğini yapar.İnanan insan geçici dünya menfaatleri için siyasi münafıklık yapamaz. Yaz mevsiminde 35-40 derece sıcaklıkta insanlar kavrulurken ,o kavurucu sıcağa rağmen başörtüsü takan bir bayan nasıl olurda taktığı başörtüsünü siyasi simge olsun diye takabilir ? Neden kendine eziyet etsinki ? bunu anlamak mümkünmü ? Yurt dışında bu başörtüsünden dolayı sürgün hayatı yaşayan binlerce kız var.Bu kızlardan bir taneside benim kızım.Bu kızlarımız çok sevdiği ailelerinden ,vatanlarından uzakta acılı ve hüzünlü bir gurbet hayatı yaşayacaklar ve sonra tüm bu acı ve çilelere bir siyasi simge uğruna katlanacklar bu nasıl bir anlayıştır.Bu mantığın bir izahı ,bir elle tutulur bir tarafı varmı ? Bu kızlarımızın kendi öz vatanlarını bir siyasi simge uğruna terk ettiğini düşünmek hangi vicdani ölçülere sığar.

Kalbini Yarıpta Baktınmı ?

Sevgili Peygamberimiz (a.s.) zamanında bir savaş esnasında kafirlerden birisi Kelime-i Şahadet getirerek aman diledi.Sahabeden birisi bu kişiyi buna rağmen kılıcı ile öldürdü.Peygamberimize (a.s.) durum iletildi.Peygamberimiz o sahabiyi çağırıp ona Kelime-i Şahadet getirip aman dileyen bir kişiyi neden öldürdüğünü sordu. O sahabide Peygamberimize şöyle dedi " O bunu ölüm korkusundan yaptı gerçekte müslüman olmadı ben onu onun için öldürdüm " dedi. Bu kez Peygamberimiz o sahabiye kızarak " Onun kalbini yardında baktınmı ...! ? Onun kalbini yardında baktınmı ...! ? Onun kalbini yardında baktınmı ...! ? diye kızarak aynı sözleri üç defa tekrarladı .Başörtüsünün siyasi bir simge olduğunu düşünenler peygamberimizin (a.s.) deyimi ile acaba bu kızlarımızın kalplerinimi yarıp baktılarmıki de başörtüsünün bir siyasi simge olduğunu söyleyebiliyorlar.?

Başörtüsünün Bağlama Şekli

Genç bir bayanla yaşlı bir teyzenin veya köylü bir bayanla kentli bir bayanın baş örtüsü örtme şekilleri doğal olarak farklılık gösterir.

50 yaşın üstündeki bir bayanın baş örtüsü bağlamasının estetik ve görüntü açısından hiç bir önemi yoktur.Bu yaştaki kişiler doğal olarak dış görüntü ve estetiğe pek önem vermezler.Ancak genç bayanlar ve genç kızlar için görüntü yönüyle işin estetik kısmı çok önemlidir.

Yani genç bir kıza veya bayana yaşlı bir bayanın çenesinin altından bağladığı gibi baş örtünü bağla demek ne kadar ayıp ve ilkel bir yaklaşım tarzıdır.Edep ve terbiye sınırlarını aşmayacak şekilde kim nasıl isterse bırakalım öyle giyinsin.İnsanlara benim gibi bakacaksın ,benim gibi göreceksin ,benim düşüneceksin ,benim gibi inananacaksın ,benim gibi göreceksin demek ilkel bir anlayışın eseridir.Devletin toplumu 7-8 yaşındaki reşit olmamış bir çocuklar gibi görmesi ve toplumu dizayn etmeye yönelmesi halkın devletinden sovumasına ve iç barışın bozulmasına sebep olur.

Selam ve Sevgilerimle

Hikmet Gündüz

13 Ekim 2008 Pazartesi

Sürgündeki Başörtülüler


Türkiye’de başörtüsü yasağı yüzünden üniversitede okuyamayan kız öğrencilerimiz Viyana’da başarıyla tamamladıkları üniversitelerinin diplomasına İstanbul’da görkemli bir törenle kavuştular.

Türkİye’de uygulanmakta olan başörtüsü yasağı sebebiyle üniversite eğitimlerini Viyana’daki çeşitli üniversitelerde başarıyla tamamlayan öğrenciler, 08.08.2008 tarihinde İstanbul Grand Cevahir Otel’de düzenlenen mezuniyet töreniyle diplomalarını aldılar. Görkemli bir törenle diplomalarına kavuşan öğrencilerin gurur ve sevinçleri gözlerinden okunabiliyordu.

Törende bir konuşma yapan Wonder derneği Genel Başkanı Yusuf Kara, derneklerinin kuruluş amacının bir şekile öğrenimlerini tamamlayamamış ancak gelecek vaad eden öğrencilerin akademik kariyer yapmalarını sağlamak olduğunu vurguladı. Kara, dernek aracılığıyla yurt dışında eğitim görme şansı yakalayan gençlerin hemen her alanda oldukça başarılı olduklarını ifade etti. Wonder Genel Kurul Başkan Yardımcısı Mustafa Karahüseyinoğlu ise bunlara ek olarak öğrencileri hayırseverlerin yardımları sayesinde okuttuklarını hatırlattı.

Wonder’in mezuniyet gecesinde Türkiye’nin başarılı piyanistlerinden ve aynı zamanda kendisi de Viyana’da eğitim almış olan Tuluyhan Uğurlu bir konser verdi.

Konserin hemen ardından ise öğrencilere diplomaları takdim edildi. Tören sırasında konuşma yapan ve kendisi de başörtüsü mağduru olan, eski Milletvekili Merve Kavakçı “Mezun olan bu öğrenciler mağduriyetlerin illa ki mağlubiyet ile sonuçlanmayacağının bir göstergesidir” dedi. Büyük alkış alan Kavakçı konuşmasının sonunda mezun olan öğrencileri kutladı.

Öte yandan törene iştirak eden Avusturya Kardinal Yardımcısı Martin Ruprest kendisine yöneltilen bir soru üzerine özgürlüklerden yana olduğunu ifade etti. Ruprest, “Bizim ülkemizde böyle yasaklar yok. Sizin ülkenizde çok örtünmekten şikâyet edenler var halbuki ben bizim ülkemizdekilerin az örtündüğünden şikâyetçiyim. Ama tabii ki bu herkesin kendi tercihidir” dedi. Başörtüsü yasağı sebebiyle kendilerine Avrupa kapısı açılan ve böylece bir zulümden bir fırsat ve bir hayır elde ettiklerini belirten kız öğrenciler ise şimdi herşeye rağmen ülkelerine hizmet zamanı olduğunu vurguladılar.

Yeni Asya
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu klip Baş örtüsünden dolayı yurt dışına sürgüne gönderilmiş tüm baş örtülülü kardeşilerimize itaf olunur

11 Ekim 2008 Cumartesi

Kendini İyi Tanı



KENDİNİ İYİ TANI


Sen bir Nine Hatun’sun kendini iyi tanı
Nasıl zincire vururlar sendeki bu İmanı

Sen ki; bedir sin, hayber sin sen ki; çanakkalesin

Sen ki; devlere diz çöktüren o büyük efsanesin


Hatırla destanlarla dolu,o şanlı tarihini

Hatırla gemileri karadan yürüteni
Sen ki Osman Gazi,Alpaslansın ,Selimsin

Sen ki o yüce hünkar Fatih Sultan neslisin

O iman ki sende ne zorları başardı
Yeni bir çağ açarak kapattı orta çağı

Rabbine tevekkül et bak gör neler olur

Bir gün vakit gelirde zulmet nura boğulur


Sen bir Müslümansın kendini küçük görme

Bu yol Hakkın yoludur ölsen de geri dönme

Baş örtüsü Rabbinin sana taktığı taçtır

Olsa da Can pahasına kimseye el sürdürme


Üzülme mahzun olma bilki Rabbin seninledir

Kefensiz kahramanlar melekler seninledir

Sana bir müjde var ötelerin ötesinden

Alemlerin sevgilisi peygamber seninledir



Hikmet GÜNDÜZ 2002 yılı

Yasal uyarı
Şiirler yasal güvence kapsamında olduğundan şairin ismi
verilmeden kullanılması ve yayınlanması yasaktır

Hani Anne


HANİ ANNE


Okuluma polisler karargah kurmuş
Bugünde okuluma gidemedim anne
Baş örtüme göz dikmiş na mahrem eller
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?

Her sabah gözyaşı , her sabah aynı dram
Bu işkence ne zaman bitecek anne ?
Biz kime ne yaptık ? kime zararımız var
Biz ne günah işledik suçumuz ne anne ?

Devlet için tehditmiş başımdaki örtüm
Bu isnada kahroldum yıkıldım anne
Bunlar nasıl insan ? bunlar nasıl Müslüman ?
Söyle bana kim bunlar kim bunlar anne ?

Hani güzel Türkiye’m şehitler diyarıydı ?
Hani sıksan toprağı şüheda fışkıracaktı ?
Hani bizler bu millet şehit torunlarıydı?
Biz böyle mi olacaktık ? böyle mi anne ?

Hani bayrağımız rengini şühedadan almıştı ?
Hani istiklal marşını yazan ruh;bizim ruhumuzdu ?
Hani askerlik bizim için peygamber ocağıydı ?
Biz bu günleri demi görecektik anne ?

Hani nine hatunun ruhunda yetişecektim ?
Hani örtümü açmayacaktım,açtırmayacaktım
Hani bu yolda sahipsiz hiç kalmayacaktım
Biz bu günleri demi görecektik anne ?

Hani biz bir bütündük Müslümanlar kardeşti ?
Hani birimizin derdi hepimizin derdiydi ?
Hani yüzde doksan dokuzu Müslümandı bu ülkenin ?
Nerede bu Müslümanlar nerede anne ?

Ben özgürlük nedir hiçbir zaman tatmadım
Hasretim barışa,sevgiye hiç yaşamadım
Ruhum bir hücrede hiç bu kadar sıkılmadım
Gidelim mi bu ülkeden gidelim mi anne ?


GİDELİMMİ BU ÜLKEDEN GİDELİMMİ ANNE DEDİLER VE BİR ÇOKLARI ÖZ VATANLARINI AĞLAYARAK TERK ETTİLER. GİDENLERDEN BİR TANESİDEBENİM KIZIMDI .SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ ( A.S .) VE ASHABI İNANÇ LARINDAN DOLAYI NASIL MEKKEDEN MEDİNEYE GÖÇE ZORLANDILARSA ONLARDA BİNLERCE KIZIMIZ KENDİ ÜLKELERİNDEN İNANÇLARINDAN DOLAYI YURT DIŞINA GİTMEYE ZORLANDILAR

Hikmet GÜNDÜZ 13/03/2002 Saat 19:35



ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Bu şiir şahsıma ait olup 2002 ylında Eyüp İmam hatip lisesindeki baş örtüsü mağduru kız öğrencilerin dramını anlatmaktadır. ŞİİRİN İSMİ HANİ ANNE dir.Kendim 2002 yılında aynı daramı yaşayan son sınıf öğrencisi FEYZA GÜNDÜZ’ün babasıyım şiirimin bazı sitelerde yaynlandığını gördüm buna çok sevindim ancak ismim zikredilmeden ve şiirin bazı yerleri değiştirilerek yazıldığını gördüm buna ise üzüldüm bu tür kişilere hakkımı helal etmeyeceğimi ifade etmek istiyorum.Lütfen şiirin sonuna Hikmet GÜNDÜZ ibaresini koyun ve hiç bir değişikliğe gitmeyin.Aksini yapanların mahşer günü iki ellerim yakasındadır

Baş Örtüsü Ve Bir okuyucaya Cevap



Bir okurumuz baş örtüsü ile ilgili olarak yazmış olduğum “ HANİ ANNE “ Şiirimden dolayı
Bana bir mail göndermiş.Şöyle diyor sevgili okurumuz.


“Şimdi sen başörtüsünü özgürlük olarak algılıyorsan, başörtüsü senin prangandır. Şimdi başörtüsü, sonra araç sürme hakkın, sonra seçme seçilme hakkın ve diğerleri elinin altından gidince o zaman göreceksin esas ağlamayı. Bende o zaman diyeceğimki bak ağladın zırladın hadi şimdi ara özgürlüğünü o zaman arayamayacaksınki demokrasin bile olmayacak ve sana yardım edecek Atatürkün...”


Değerli okuruma tabiki bizede cevap verme hakkı doğdu.

Arkadaşımızın belliki başörtüsünü yeter düzeyde anlayacak ne bir bilgi kapasitesi nede oturmuş bir islami kimliğin var.


Tabi sizin gibi kişiler islamı gerçek kaynaklarından değilde islamı sulandırmak için ekran ekran dolaşan kimlerin hesabına çalıştıklarını, çok iyi gözlemlediğimiz ,islam kisvesine bürünmüş islamla alakası olamayan o sosyete hocalarından öğreniyorsunuz.Tabi öyle olunca kılavuzu karga olanın öğrendiği ve bildiği islamda o kadar olur.


Gerçek bir müslümanın baş örtüsüne karşı çıkması asla düşünülemez.Bu ülkede baş örtüsüyle sorunları olanlar aslında islam dini ile sorunları olanlardır. Allahın dini ile alakası olmayanların, kendi icat ettikleri din anlayışlarını müs lümanlara dayatmaya kalkışanların, aslında islamdan hiç anlamadıkları, meyhanenin yolunu bildikleri kadar cumanın ve caminin yolunu bilmedikleri açık bir gerçektir.


Allah insanları bu dünyaya yaşamın da özgür bırakmış,taki hesap gününe kadar.Cennetide cehennemide tercih etmeyi insanın özgür iradesine bırakmış.Yani bir anlamda insanların demokratik bir sistemde kendi özgür iradeleriyle demokratik tercihlerde bulunmaları gibi.Tabi tercihi yapan kişi neticesine katlanır.Yani bizim cehennemi tercih edenlere diyeceğimiz bir şey yok. O onların kendi tercihidir. Ancak sizlerde cenneti isteyenlere,Allahın rızasını arzulayanlara saygı duymak zorundasın.Onların sizin tercihlerinize saygı duyduk ları gibi.



Bu ülkede baş örtüsü takanların yani bizlerin rejimle demokrasiyle Cumhuriyetle bir sorunu muz yok.Bizim sorunumuz bu ülkede benim gibi inanacaksın,benim gibi giyineceksin,benim gibi düşüneceksin diyen jakoben dayatmacı anlayışlarladır.


Biz Demokrasi İstiyoruz


Demokrasiyi şöyle bir örnekle anlatabiliriz.Bir mağza düşünün bu mağzada her renkten,her modelden her yaş gurubuna göre elbiseler sergileniyor.Doğal olanı herkesin bu elbiselerden kendi zevkine uygun olanı alıp giymesidir.İşte bu demokrasidir.Bir başkası da deseki “ hayır bu mağzada sizler için sizin tercihiniz geçerli değil ,sizler için benim tercihim geçerlidir deyip herkese tek tip, tek renk, tek model olan kendi beğendiği elbiseleri giymeleri için zorlamaya kalksa bu insanların özgür iradelerine ve demokratik tercihklerine karşı çıkmak,onlara baskı ve şiddet uygulamak değilmidir.Bu davranış demeokrasi dışı jakoben bir anlayış değilmidir.? İşte bugün ülkemizde baş örtüsüne ve inanç özgürlüğü ne saldıranlar bu anlayışta insanlardır.İşte bizim asıl sorunumuz demokrasiyi hazmedememiş olan bu anlayışlarladır.




Alın size tarihten bir örnek


Alın size tarihten bir örnek verelim.Kurtuluş savaşı yıllarında maraş fıransızlar tarafından işgal edilir.Çeşemeye su almaya gelen türk hanımlarından birine bir fıransız subayı ilişerek başındaki baş örtüsünü alır aşağıya indirir.Zorla bir fransız subayının bir türk kadınınının baş örtüsünü aşağı indirdiğini gören sütcü imam silahını çekerek fıransız subayını alnından vurur.Sütcü İmam bu haraketiyle maraşta kurtuluş mücadelesinin ilk meşalesini yakarak maraşta fıransızlara karşı ilk mücadeleyi başlatır.Neticesinde fıransızlar çekilmek zorunda kalır ve geldikleri gibi giderler.


Bu gün bu ülkede başörtüsüyle uğraşanların o günkü çeşmedeki baş örtüsünü indiren fıransızlardan acaba düşünce olarak ne farkları var iyi düşünmek lazım.



İstiklal Marşını Yazdıran Ruh


Ben bir gazi torunuyum dedem 7 sene bu ülkeye askerlik yaptı izmirde yunanlılara karşı savaştı onun anlattığı hikaylerle büyüdüm.Vatan sevgisi nedir iman sevgisi nedir çok iyi bilirim.Bu ülkenin hangi zorluklarla bizlere emanet edildiğinide iyi bilirim.Bizler İstiklal marşını yazdıran o ruhun gerçek sahipleriyiz.O ruh istiklal marşını on kıtası içinde bezenmiştir.


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu gösüm gibi serhaddim var. Ulusum krkma nasıl böyle bir imanı boğar. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış cavar


Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


O ruhun ne olduğunu birde çanakkalede anafartalar komutanı olan Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu yarbay Gazi Mustafa Kemal Atatürkün hatıratlarına yazdıklarından dinleyelim


yalnız size bomba sırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim karşılıklı siperler arsındaki mesafe 8 metre yani ölüm muhakkak göğüs göğüse çarpışmalar var.Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulmamacasına şehit düşüyorlar ikinci siperdekiler onların yerine geçiyorlar.Fakat ne kadar imrenilecek bir durum biliyormusu nuz öleni görüyorlar üç dakika içinde kendilerininde öleceklerini biliyorlar.Fakat en ufak bir çekinme bile göstermiyorlar.Sarsılma yok ürpeti yok okuma bilenler ellerinde kuran cennete gitmeye hazırlanıyorlar, bilmeyenler ise şahadet getirerek düşmana saldırıyor lar.Emin olasınızki ve bilesinizki bize çanakkale savaşı nı kazandıran bu yüksek ruhtur.”Diyor MUSTAFA KEMAL PAŞA



İran Bize değil Biz İrana Modeliz

Bu millet islamla ilgili tercihini 1000 sene önce yapmıştır.Yani binseneden beri müslümandır.Bin seneden beride inanarak başını örten her türk kadını başına taktığı baş örtüsünü Allahın kendisine taktığı nurdan bir taç olarak algılar.Bazılarının dediği gibi kimsenin kendisine iranı bir model gibi algıladığı falan yok.İran 1980 yılında humeyni devrimi ile şimdiki sisteme geçti.Biz ise 1000 senedir müslümanız.Niye iranı örnek alacağızki.Biz cumhuriyetle birlikte yönetim şeklimizi değiştirdik ancak dinimizi değiştirmedik.Bazıları cumhuriyete geçmeyi sanki din değiştirmek gibi algılıyorlar.Yakın tarihi iyi inceleyenler atatürkün yanıbaşında kurtuluş mücadelesinde baş örtülü,çarşaflı hatta peçeli kadın fotoğrafları görürler.

Cephelere kağnılarla mermi taşıyan kadınların ortak giyimi böyleydi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında okullarda eğtim veren başörtülü ve çarşaflı öğğretmenler vardı Atatürk bunların giyim tarzları ile ilgili asla bir zorlamada bulunmadı.Hal böyleyken bunları iran ve sudi arabistana bağlamanın ne anlamı var.Yani bu millet kendisi bin yıldır müslümanken islamı tutupta irandan ve sudilerdenmi öğrenecek.Bu ne cehalettir böyle.1400 yıldır bütün islam aleminde Peygam berimizden (a.s.m ) bu güne müslüman kadınlar başlarını örterler.Yani 1400 senedir Peygamberimiz ( s.a) dahil kuranı yanlış anladılarda bu günkü dayatmacılarmı doğruyu anladılar.


Bizim Atatürklede hiç bir sorunumuz yok.Bizim sorunumuz Atatürkü kullanarak her türlü baskı ve zorbacılığı Atatürk adına yapanlarladır.Atatürk kurtuluş savaşını bu inançlı milletle kazanmış,Yine Cumhuriyeti bu inançlı milletle kurmuştur.


Atatürk günümüzdeki atatürkçü geçinen islama her fırsatta saldıran Atatürkçüler gibi asla dinsiz değildi.Bizim mücadelemiz demeokrasiyi ve millet iaradesini henüz içine sindirememiş oalanlarladır. Biz sadece demokrasi istiyoruz.


Hikmet Gündüz

Selam ve dua ile