AİLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AİLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2011 Perşembe

Televizyon Dizilireninin Hedef Kitlesi Niye Kadınlar Hiç Düşündünüzmü ?
















Bütün kanallarda bir dizi furyasıdır almış başını gidiyor.İzleyiciler o kanal senin bu kanal benim diye ekrana kilitlenerek çok kıymetli zamanlarının büyük bir kısmını bu dizilerin karşıında heba ediyorlar.Özellikle ev hanımları günlük hayatlarını bu dizilere göre düzenliyor , bu dizilere göre planlıyorlar.Kadınlar topluca biraraya geldikleri çaylı börekli toplantılarda bu dizilerden bahsediyorlar artık .Dizilere endekslenmiş bir hayat var karşımızda.İlk bakışta dizilerin kadın ve erkek ayrımı yapılmaksızın herkese yönelik olarak yapıldığı düşünülebilir.Ancak bakıldığında dizilerin izleyici kitlesinin %90 gibi büyük bir ekseriyetle kadınlar olduğu görülüyor.Erkekler Kurtlar vadisi , belgesel , spor türünde yayınları izlerken , bunun dışındaki yayın akışı içindeki tüm dizi ve proğramları kadınların izlediği görülüyor.Hatta erkeklerin büyük çoğunluğu işten akşam eve geldiklerinde eğer evde ikinci bir televizyon yoksa hanımlarının dizileri yüzünden doğru düzgün televizyon bile izleyemiyorlar.

Peki Bu Dizlerin Hedef Kitlesi Niye Kadınlar Hiç Düşündünüzmü ?

Kendi değerleriye ayakta durabilen asimile olmamış toplumların varlıkları ve geleceği eğtimli anneler üzerine kurulur.Bir toplumda anneler ne kadar eğtimli ve donanımlı ise toplum ve devletin temeli o kadar sağlam olur.Birey ve toplumları geleceğe hazırlayan onların geleceklerini inşa edenler aslında annelerimizdir.Çocuk gelşim çağına gelinceye ve kendini bilinceye kadar 24 saatenin 4/3 annesiye geri kalan 4/1 de babası ile geçirir.Bu bahisle Çocukları geleceğe anneler hazırlar.Çocuğun hayatı tanımasında kendi kişiliğinin oluşmasında model olma bakımından annenin çok önemli bir rölü vardır.Hayat bir okulsa insanlık mektebinin ilk öğretmenleri annelerdir.Büyük insanları hep büyük anneler yetiştirmiştir.Onun için denmiştirki " Beşiği sallayan dünyayı sallar " Bu yönüyle aslında Toplumların görünmeyen mimarları annelerimizidir.

Bir milletin ve bir toplmun güçlü olması eğtimli ve donanımlı annelerle mümkündür.Eğer bir toplumda anneler çocuklarını geleceğe ve hayata hazırlayacak bilgi ve donanıma sahip değilse o milletin ve toplumun çöküşü mukadderdir.Bunun için denmiştirki " Kadın sendelerse toplum yüz üstü düşer " Belkide Sevgili Peygamberimizin (a.s.) " Cennet annelerin ayakları altındadır " hadisin bize bir anlatmak istediğide bu olmalı.Bütün bunlar gösteriyorki İstikbalde cennetlik ve cehennemlik toplumların inşası tamamen annelerin eğtimi ile ilgili bir durumdur.

Hergün çarpık ilişkilerin, ihanetlerin pompalanıp özendirildiği ,bunların normalmiş gibi gösterildiği, kendi değerlerimizin hiçe sayıldığı tv.dizilerin arasında kaybolmuş anne adyalarının ve annelerin oluşturduğu veya oluşturacağı bir toplumdan kime ne fayda gelirki ? Sokakta çarşıda gördüklerimiz çevremizde yaşadıklarımız ve geldiğimiz bu günkü nokta bütün bunların açık bir göstergesi değilmi ?.Bu ne biçim toplum , bu nebiçim insanlık ,nerde ahlak nerde fazilet hiç bir şey kalmadı diyenler ilk önce kendi vicdanlarında bunu sorgulamalılar.

Şairin dediği gibi " Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın ? / Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın; " Bize bu ruhta ,nine hatun ruhunda ve şuurunda anneler gerek.Eskiden bizim annelerimiz varmış abdestsiz çocuklarını emzirmezlermiş.Eşinden hamile kaldığı zaman karnındaki çocuk haramla büyümesin diye eşinin eve getirdiklerinin helal rızıklar olmasına daha bir hassasiyet gösterirlermiş.Bu annelerimizin bütün hasasisyetleri bu ulvi gayeler üzerien kurulu imiş. Öyle anneler varken öyle büyük insanlar yetişmiş.Büyük insanların yetişmesindende büyük devletler doğmuş.Onun için denmiştirki " İslamda çocuk eğtimi anne karnında başlar " Geldiğimiz sonuç bu açıdan baktığımızda çok acı bir manzara. Halkımızın tv dizileri vasıtası ile annelerimiz üzerindeki gizli planları iyi anlamsı dileği ile

Selam ve sevgilerimle

Hikmet Gündüz

Beşiği Sallayanda Dünyayı Sallayanda Kadındır


















Beşiği sallayanda ,Dünyayı sallayanda kadındır.Kadın sendelerse toplum yüzüstü düşer.Kadınlar bir milleti inşa eden görünmeyen mimarlardır.Bireyleri ve toplumları eğiten ,geleceğe hazırlayan kadınlardır.Kadınlar ailenin ve toplumun ilk öğretmenleridir. Birey ve toplumlar edindiği İlk değerleri kadınlardan alır.

Bir milletin veya toplumun kalitesi onu oluşturan kadınların eğtim ve kültürü ile özdeştir. Bir milleti ve ya bir topluluğu yıkmak , yoketmek isteyenler ilk önce kadınları hedef alırlar.Yine yeryüzünde kökleri derinlere uzanan büyük bir millet inşa etmek isteyenler işe llk önce kadınlarla başlarlar.

Ne kadarda doğru bir söz " BEŞİĞİ SALLAYAN DÜNYAYI SALLAR " ve yine ne kadar güzel bir söz " KADIN SENDELERSE TOPLUM YÜZ ÜSTÜ DÜŞER " İslami Manada düşünürsek eğer ,birey ve toplumları Cennete götürecek yoluda ,Cehenneme götürecek yoluda kadınlar inşa ederler.Kadınları eğitimli olmayan bir milletin geleceği ve atisi karanlıktır.

Hikmet Gündüz

28 Haziran 2010 Pazartesi

Aşkı Memnu Dizisinin Düşündürdükleri


Terörün tırmandığı, hergün şehit cenazelerinin arttığı ve analarımızın kan ağladığı bu günlerde Aşkı Memnu dizisinin final bölümü izlenme rekoru kırmış, öyleki reytingler zirveye vurmuş.

Hergün onlarca şehit verilmiş, ocaklara ateş düşmüş kimsenin umurunda bile değil varsa yoksa Aşkı Memnu . Herkes ekranlara kilitlenmiş heyecanla Aşkı Memnu dizisini izliyor.

Durum öylesine vahimki evi yangın sarmış içeridekiler ya farkında değiller , yada farkında olmayacak kadar sarhoşlar sanki. Geçmişte acısını ve mutluluğunu beraberce paylaşmış böylelikle birçok badireyi atlatabilmiş olan milletimizin bu durumu hiçte hayra alemet birşey olmasa gerek.

Genel çerçeveden baktığımızda Milletimizin maddi ve manevi dinamiklerinin her yönden kuşatıldığını görüyoruz.İslam aleminin ve Türki cumhuriyetlerinin abisi durumundaki milletimizi bu sahneden, bu coğrafyadan silmek isteyenler adım adım hedeflerine doğru yürüyorlar.
Yıkılan büyük osmanlının külleri üzerine kurulan Türkiye Cumhuryetinin yeniden tarihi misyonuna dönmesinden, büyük devlet olmasından korkuluyor ve bu önlenmek isteniyor.

Bir milletin ana numunesi, çekirdeği ailedir.Siz bu ana numuneyi aslından uzaklaştırdığınız ,başka kültürlerin içinde erittiğiniz zaman ortada ne devlet kalır ne millet kalır.Bir düşünür şöyle diyor. " BEŞŞİĞİ SALLAYAN DÜNYAYI SALLAR " yani o beşşiği sallayan anneler öyle evlatlar yetiştirirki tarihe ve insanlığın gidişine yön verir, Yani büyük insanları ancak büyük anneler yetiştirebilir.Annler donanımlı olacakki toplum sağlam olsun.Onun için demişlerki " KADIN SENDELERSE TOPLUM YÜZ ÜSTÜ DÜŞER " Aşkı memnu gibi dizilerin arasında kaybolmuş kadınlarımızın bu ülkeye bu topluma vereceği ne olabilirki ? Şair diyorki ;BİLMEM HALÂ NE DİYE OYUNDA OYNAŞTASIN /KIZIM SENDE FATİHLER DOĞURACAK YAŞTASIN Şimdi biz o nitelikte anneleri mumla arar hale geldik.

Kaldırımda yürürken 17-18 yaşlarında iki genç Aşkı Memnu dizisi ile ilgili aralarında şöyle konuşuyordu. Biri diğerine

- Baksana adam yengesine nasılda asılıp sulanıyor ,Benim yengemde çok güzel bendemi asılsam ne yapsamdiyerek gülüşüyorlardı.

Bir toplumun ana direği dindir siz bunu yıkarsanız ortada ne ahlak kalır nede maneviyat. Toplumumuzun maneviyat ve dinden hızla uzaklaştığı şu süreçte bir çok çarpık ilişkiler yaygın hale geldi. Teyzesi ,ablası ,kızı hülasa dinimizin birinci derece yasakladığı haram ilişkiler su yüzüne bir bir çıkmaya başladı.Bütün bunlar bu tür dizilerin pompalaması ile oldu.

Mahşer ve hesap günü korkusunu kendi içinde ve vicdanında taşımayan bir topluluk hayvanlaşır ve her türlü cinsi sapıklığın içine düşer.KURAN BİZE BU KONUDA LUT KAVMİNİ ÖRNEK OLARAK VERİYOR.

Bu diziyi ben birkez olsun izlemedim.İzleyenler benim gençlik yıllarımda ülkemizde oynayan kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan ahlaksız dallas dizisine benzetiyorlar.Bu tür dizilerle toplumumuz kendi değerlerinden ,islam dininden soyutlanarak ahlaki yönden asimile edilmek isteniyor.Filimlerle verilen bu narkozuda millet olarak çok rahat yutuyoruz.

Baştan aşşağı cinsellik,ihanet,enişteyle,Yengeyle sapkın ilişkileri sahneleyen bu dizi nasıl olduda bizim toplumumuzda bu kadar izlenme rekorları kırdı bilemiyorum.

Hergün şehit cenazelerinin kalktığı bu günlerde halkımızın gündeminde daha çok bu tür diziler yer alıyorsa.Bizi kendi değerlerimizden uzaklaştırmak ve asimile etmek isteyen iç ve dış düşmanlar demekki epeyce mesafe almışlar demektir.

Çanakkalede ve istiklal savaşında bu kutsal değerler için can vermiş, şehit olmuş müslüman ecdadımızın şu torunlarına bakınki ne hale gelmişler ?

Sen her yıl çanakkale geçilmez diye tören yap dur.Çanakkale çoktan geçilmiş bile.Bu gün bu topraklar üzerinde yaşayanların bayağı bir ekseriyeti giyimi ile kuşamı ile sosyal ve kültürel hayatı ile o şehitlerimizin kimliğini değil , o şehitlerimizin göğüs göğüse çarpıştığı Fransız ve ingilizlerin avrupa toplumunun kimliğini temsil eder duruma gelmişlerdir.Yani kale içten feth edilmiştir..Kimse kırılıp gücenmesin bunlar bizim acı gerçeklerimiz.

23 Kasım 2008 Pazar

MUTLU BİR EVLİLİĞİN ALTIN KURALLARI


Evliliğin altın “püf”leri

Rabbimize kulluk etmek için geldik bu dünya denen mekana. Bu mekanda doğduk, büyüdük ve öleceğiz inşallah.

Bu süreç içerisinde yeri geldi evleniyoruz, yeri geldi çocuk sahibi oluyoruz. Evliliklerin Allah’a daha iyi bir kul olmak için yapıldığı bir dünya için çalışmalıyız. İşte bunun için

birkaç öneri…

Kimseyle kıyaslamayın

Eşinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Çünkü başkalarıyla kıyaslamak onu değiştirmez.

Büyük aşklar masallarda…

Büyük aşklara aldanmayın. Hikayelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemeyin. Hayallerini kurduğunuz mutluluğu eşinizde görün, masallarda yaşananların beklentisi içine girmeyin.

Ortak ilgi alanları

Müşterek ilgi alanları bulun. Kariyer peşinde koşmak, gündelik meşguliyetlerin ötesine geçememek ilişkiyi solduruyor. Ortak ilgi alanları bulmanız eşinizle pozitif iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler.

Zihin okuyucular

Eşinizden; zihninizden geçenleri okumasını beklemeyin. Bu kolay değildir, ancak, belli eğitim ve tecrübeyle çok az kişi zihin okuyabilir. Ne kadar sıkıntıda, üzücü durumda olduğunuzu eşiniz kendiliğinden anlayamaz ki! Sadece hisseder belki ama zihninizi okuyamaz. Ona duygularınızı anlatmaz, iyi kötü yaşadıklarınızı onunla paylaşmazsanız elbette yalnız kalırsınız. Bu durumda sakın sizi yalnız bırakmakla itham etmeyin eşinizi! Yapmanız gereken, ona hissettiklerinizi anlatmaktır.

Aceleci olmayın

Aceleci olmayın, beklemeyi bilin. Evlenir evlenmez veya belli süre geçmeden hemen mutluluğun ortasında bulamazsınız kendinizi! Biraz bekleyin, sabredin, belli yakınlık ve alışkanlığın oluşmasına fırsat tanıyın. Ancak 15-20 yıllık evlilikten sonra birbirini keşfedip tanıyarak etle tırnak halini alan mutlu çiftlerin sayısı az değil. Evlilik sabır, tahammül, anlayış, hoşgörü, fedakarlık ister; acele kabul etmez.

Mizah duygunuzu geliştirin

Mizah duygunuzu geliştirip kullanın. Günlerinizi daha eğlenceli, rahat, ferah, neşelendirici kılmada; kötü bir günün yükünü azaltmada mizahın etkisi büyüktür. Fakat bu mizah anlayışının pozitif yönü olmalı, çünkü negatif espriler sadece tansiyonu artırır.

Eşinizi önemseyin

Eşinizi önemseyin. Fikir, zevk, tercihlerinizin mükemmel uyumla buluştuğu bir evlilik ne yazık ki yaşayamayacaksınız. Bu boş fanteziyi bırakın. Zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğu, rehavet hissinden uzaklaştırdığı, gelişimi arttırdığı gerçektir. Farklılıklara rağmen eşinize değer verdiğinizi gösterin ki, sağlıklı iletişim kurabilesiniz.

Hakimliği bırakın

Sorgu hakimliğini ve nefsin avukatlığını bırakın. Endişe, kıyaslama, suçlama eninde sonunda kavgaya dönüşür. Böyle bir yarışma içine girmeyin. İnanın
Çabalarsanız, dikkat ederseniz mutlu olacağınıza inanın. İçinde bulunduğunuz durum ne olursa olsun, kendinize inanın ve titiz dikkatle ailenizi küçük bir cennete çevirebileceğinize inanın.

Çevreye takılmayın

Çevrenin etkisinden kurtulun. İki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişiler asla çözümleyemezler. Hiç kimse cidden neye ihtiyaç duyduğunuzu, değer verdiğinizi sizden iyi bilemez. Ayrıca insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdurlar. Yani, akıl danıştığınız kişiler ilişkinizdeki olumsuz yönleri görmeye, olumlu yönleri görmekten daha meyillidirler.

Korkulardan korkmayın

Yersiz korkuya kapılmayın. Fobiler ilişkileri olumsuz etkiler. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yaşadıklarınızı yine yaşayacak mısınız? Bu gibi sorunlar yersiz korkulara kapı açar, mutluluğu zedeler.

İşi eve taşımayın

İşlerinizi eve getirmeyin. Elbette ikinci bir beyin kullanamazsınız ama iş gününüz sona erdiğinde işiniz tamamıyla ofiste kalmalı. İşte işi, evde eşi düşünün.

Affetmek büyüklüktür

Affedin. Kırıldınız, sonra sizden özür dilendi. Çok acı çekseniz de affedin ki, siz de bir gün affedilesiniz.

Mükemmel yoktur!

Mükemmeli aramayı bırakın. Mutsuz evliliklerin en büyük sebebi "Daha mükemmelini yaşayabilirim!" düşüncesinden kaynaklanıyor. "Mükemmel evlilik" diye bir kavram asla var olmamıştır. Evliliğin iyisi olur ama nefisi olamaz. Bu yüzden sizinle her konuda hemfikir olan ya da her an sizi mutlu edebilecek biriyle karşılaşmayı ısrarla beklemek yerine, sizi en fazla tatmin eden ilişkiyi yeşertmeli; henüz nimet eldeyken her şeye ama her şeye rağmen mevcut eşinizin kıymetini bilmelisiniz.

Kaliteli zaman geçirin

Eşinizle her gün az da olsa kaliteli zaman geçirin. Mutlu evlilik eşlerin birlikte geçirdikleri zamanın miktarıyla değil, kalitesiyle orantılıdır.

Geleceğe odaklanın

Geçmişe değil, geleceğe odaklanın. Mutlu evlilik geleceğe doğru inşa edilir. Ailenizin gelecek fotoğrafını şimdiden görerek adım atın.

Açık olun

Açık olmak esastır. Eşinizle iletişimde son derece açık, net, güvenilir olmalısınız. İyi kötü her ne yaşıyorsanız; bunu paylaşın. Hiçbir şeyi içinizde tutmayın çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatınızı da paylaşmış olacaksınız, bu süreçte eşinizle aranızda oluşacak bağ her şeyin üstesinden gelmenize yardım edecektir.

Önce arkadaş olun

Eşinizle öncelikle arkadaş olun. Biriyle yıllardır süren araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin. Bu sürede bu kişiye son derece yakın olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin aynı zamanda arkadaşınız olmasını da istersiniz. Evliliği sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık, ilgidir. Cennete varan beraberlik, gelişimini ve hayatta kalmasını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur inşallah.

Kendinizde arayın

Mutluluğu önce kendinizde arayın. Çevrenize mutluluk saçan biri misiniz, yoksa problem misiniz? Kim bilir belki de mutsuz evliliğinizin kaynağı sizin yapı itibariyle mutsuz biri olmanızdır. Sakın bunun bedelini eşinize ödetmeyin, aksi halde büyük tokatlar yersiniz!

Maddiyatı önemsemeyin

Parayı haddinden fazla önemsemeyin. Para önemli ama taviz vermek gerekirse paradan verin, mutluluğunuzdan değil!

Milli Gazete